| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Yazar Girişi | Haber Yazı Ekle | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
.:: ANA MENU ::.
_____________________ Haber Yazy Ekle _____________________ Canlı MSN Destek _____________________ Ardahan Tarihi _____________________ Dinler Tarihi _____________________ Felsefe Tarihi _____________________ Önemli-Faydalı Linkler _____________________ Sivil Toplum Örgütleri _____________________ www.kuzeyanadolugazetesi.com _____________________ Yemeklerimiz _____________________ Ziyaretçi Defteri _____________________ SON DAKİKA _____________________ Dünya Harikalary
Ziyaretçi İstatistikleri
|
Yazy Boyutu /
Kerem Atbaş
Kerem ATBAŞ kerematbas@gmail.com YAŞAMDA İRADE OLMAK Sevdayı, hasreti, özlemi, tutkuyu, özgürlüğü ve emeği içerisinde barındıran bir yaşamı tercih etmek, hayalleri süsleyen o büyük yaşamın pratikte hayat bulması demektir. İnsan anlamsız ve amaçsız bir yaşam biçimi ile oradan oraya sürüklenen bir hayatı tabi ki istemez. Böyle bir yaşam tarzı tercihimiz olmamalıdır. Zamanın akıp gitmesini, hiçbir güç durduramaz. Ama zamanın anlam ve önemini kavrayanlar zamanla birlikte akıp gitmesini bilen insanlardır. İnsanda yaşama sevinci ve tutkusu olmalı ki, yeteneklerini geliştirme çabasının yanında, uygun gördüğü koşullarda, amacı için kullanabilmesini sağlamak üzere aklın hakimiyetini geliştirmesini bilmelidir. Çünkü insan istediği kadar öğrendim yada biliyorum desin, istediği kadar düşünsün, kendini göklere de çıkarsın, zamanın anlam ve önemine denk bilgilerimiz pratikte ifade bulmuyorsa; bildiğimizi sandığımız şeylerin, yanlışlarla dolu olduğunu kabullenmek durumundayız. Yani, teori pratikte doğrulanmıyorsa o bilgi yanlıştır. Bunun bilimsel ifadesi böyledir. Çünkü bilmek demek, yaptığın her işin başarı ile sonuçlandırmak demektir, başarmak demek; bildiklerini ürüne dönüştürmek demektir. Bilgi düzeyinde olanlar pratikte doğrulanıyor ve tecrübeye dönüşüyorsa doğrudur. Zamanı kendi istek, talep ve amaçları doğrultusunda değerlendirmesini bilen bir insanın, daha mükemmel, daha bilge hale gelmesi için, ihtiyaç duyduğu bilgileri almasını bilmedir ki, kendi varoluşunu dile getirmede, başarılı olması daha da anlam kazanır ve bu anlamda zamana cevap olmuş oluruz. Derler ki; suya girmeden yüzmeyi öğrenemez insan. Suyun kıyısında ne kadar deneme yaparsa yapsın, suya girmeden yüzme öğrenilemediği gibi, bir işe uzaktan hep seyirci kalarak, akıl yürüterek, olay ve olguların nasıl geliştiğini kavrayamaz. Nedeni ne olursa olsun o işi bildiği anlamına gelmez çünkü metodu yanlıştır. Doğru öğrenme biçimi ise; işin içerisine girerek emek ve çabanın sonucunda öğrenme şansını yakalayabiliriz. Dolayısıyla, yaşamın en yüksek zirvesinde yürekten yüreğe akan, insanın yüreğinin ta derinliklerine kadar ulaşan yaşam kaynağımız olan özlemlerimiz ve tutkularımızın olması, bir yandan sevda, bir yandan hasret doludur. Yaşama bağlı olan sevdamız, bizlere nasıl bir yaşam istediğimizin seçeneği ile karşı karşıya getiriyor. Yaşam ve yaşamak; hareket, ilerlemek değişmek ve başarmak demektir. Değişim; yenilenme ve arınma anlamını bağrında taşır. Kör aksak yürümekten kurtulmak için, zihinden zihine ve tüm yaşamı birbirine bağlayan o evrensel bilince ulaşmak için, sezgi, mantık, yargılama ve öğrenme isteği ile birlikte, yaratıcılık, hayal gücü gibi, ruhsal, değer yargılarımız ile birlikte deney ve tecrübelerden yaralanmayı bilmek durumundayız. Dolayısıyla, anlaşmalar ve paylaşımlar gerçek anlamda insani tutumlardır. Özellikle zenginleşen duygularımız, sevinçlerimizi üzüntülerimizi, heyecanlarımızı bilmek paylaşmak kaydı ile, nerede ve nasıl ifade edeceğimizi doğru yer ve mekanı seçmek kadar, ona göre de hareket etmek en büyük incelik olsa gerek. Bilgelik; yenilikçi ilerici ve evrensel bilgiye sahip olan kimselere denir. İnsan, kendini bir işe yaradığını hissettiği anda, öylesine bir harikadır ki, kelimelerle ifade edemez. Çünkü insanın yararlı ve becerikli bir insan olduğuna inancı ve güveni gelişiyor. Zira özgüven dediğimiz olayda budur. Yani, güç ve iradedir. Bu yazılanlar yaşamda hayat bulması için, insanın kendi iradesi ile bir işi yapması, başarıya kavuşturması en doğru yol olsa gerek yaşamın başka bir penceresinden baktığımızda, yaşananlar pratikte uygulanan biçimi ile hiçte iç açıcı görünmüyor. Yazılıp çizilenlerin tam aksine, yapıp eden yaşayanlar vardır. Kendisine ait bir irade ve bilince sahip olmayan bir insan, gelişmeleri olayların gelişim seyrine göre bırakır, her şey kendiliğinden gelişeceğini ve umudunu geleceğini bunların sonuçlarına bağlar, başkaların yardımı olmadan, ayakları üzerinde duramazlar. İllaki bir koltuk değnekleri olmalı ki yürüyebilsinler. Dolayısı ile, sonuçlar ne kadar vahim olursa olsun kaderine boyun eğmekten başka çareleri yoktur. Çünkü kadercidir. Sonuçlarına katlanmaktan başka seçenekleri de yok. Yani, iradesiz bir insanı, düz bir hattın üzerine koy, yine yürüyemez. Yürü ya kulum denildiğinde bahaneleri hazırdır. Gözlerimin biri kör biri şaşıdır, tek başıma yürüyemem. Koltuk değneğine alışmış ya aslında nereye gideceğini, niçin gittiğini bilmediği için bahane uydurması normaldir. Bu nedenleri bilmediği gibi neden sonuç ilişkisini doğru kuramadığı gibi, bilmiyorum demiyor. Yürüyemiyorum demiyor, her şeyi biliyorum diyor. İşte burada bu tür kişilerin ruhsal durumunu incelemek yerinde olur diye düşünüyorum. Çünkü, doğru ve yanlışın ne olduğunu da bilmiyor. Yani red ve kabul ölçütleri olmadığı gibi karasız ve ikirciklidir. Çağımız bilgi ve teknoloji çağıdır der, ama günde üç paket sigara içmesini bilir bir kitabı alıp okumasını bilmez çağımız bilgi ve teknoloji çağı olsa onun için ne yazar ki. Şu soruya değinmeden insan edemiyor. İrade ne demektir, Sorusu ile karşı karşıyayız? İrade demek: “ eşyanın gerçek doğasını anlamak demektir.” Yani yapılması yada anlaşılması gereken şudur. Olabileceği olmayacak olandan ayırtmak ve ona göre davranmak ile hareket etmek demektir. Doğru bir yaşam ile karar gücüne dönüştürebilmesini bilmek demektir. Her karar bir araç seçimidir. Araç demek yol yöntem anlamında kullanıyorum. Başarıya ulaşmak için, doğru seçeceğimiz araçlarla ancak kavuşabiliriz. Bu anlamı ile ortak irade ve karar gücünün olduğu ortamlarda ( iş ortamı, aile ortamı, okul ortamı vb. ) kaide ve kuralların var olduğunu bize gösterir. Kaide ve nizamların işlendiği mekanlarda kimin nasıl hareket edeceğini nasıl davranacağını ne yapacağını bilir. Çünkü disiplinin var olduğu bir yerde insan en azından yaşamın ciddiyetini bilir ona göre hareket eder. Yaşam da irade olmuş demektir.
|
GALERİ |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Copyright © 2004-2009 hocvanhaber.net Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz. Altyapy: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||