Duyuru ve Mesajlar : Bize Ulaşın ●|● H. Hasköylüler seçime gidiyor .. ●|● SATILIK DAİRELER. Tıklayın. ●|● ERENCAN PVC VE DOĞRAMADA HOÇVANLILARA ÖZEL KAMPANYA 10 AY VADE.. ●|● 
Hoçvan Haber Linux Hosting
Anasayfa | Yazar Girişi | Haber Yazı Ekle | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

.:: ANA MENU ::.

Dünya Harikalary

Ziyaretçi İstatistikleri

Yazy Boyutu / 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

   

Yazar Hakkında

 

 


Kozmik odada ne demokrasi, ne de darbe çıkar

Günlerdir Türkiye’nin gündemi, “kozmik oda” aramasıyla ilgilidir. Yazmayan ve yazılmayan kalmadı. Anladıklarımı paylaşmak istiyorum.

Kozmik oda niçin aranıyor? Ta başında ve en klasik soru ile başlayalım. Bülent Arınç’a yapmak istediği ihbar edilmiş olan iki suikastçı yakalandı. Bunların birisi binbaşı, birisi albay. Görev yerleri, “özel hareket dairesi” veya bu gün ki adıyla “seferberlik tetkik kurulu” denen kurumu, daha doğru ve en çok bilenen adıyla kontr-gerilla karargâhı. Bu durumda, zanlıların işyeri olarak adı geçen yerin aranması gündeme geldi ve birde bakıldı ki burası, her hangi bir yer değil, doğrudan devletin derinliği denen yer. İşte o zaman durum değişti. Aranan yer böyle bir yer olunca, hem arama yapmak sorun oldu, hem de aranacak olan nesne ve olgular değişti. Böyle bir yerin aranması, başlı başına bir özellik gerektirmektedir. Basında izliyoruz. Özel hâkim, özel savcı, özel arama tekniği falan. İkincisi bu aramada ne aranacak? Söz konusu iddia ile ilgili delil aramak demek, karargâhın durumu dikkate alındığı zaman, her hangi bir delil olmaktan çıkıyor, doğrudan siyasal bir olguyu aramak hainle dönüşüyor. Öyle ya, siyasal bir kimlik olan Bülent Arınç’a suikastı yapacak olanlar, herhangi birileri olsaydılar, niçin böyle bir suikast yapacakları tartışılabilinir araştırılabilinirdi. Ancak mevcut durumda, “ seferberlik tetkik kurulu” adlı kurumun yetkililerinin adının bulaştığı bir suikast iddiasının arkasında siyasal bir neden aranacaktır ki bunun tam karşılığı darbedir. O zaman, açıkça belirtebiliriz ki aranan şeyler, yapılmak istendiği ileri sürülen bir darbenin hazırlıklarıyla ilgili delilleri olabilir. Kozmik odanın niçin arandığına dair cevabın, birileri tarafında yapılması düşünülen darbe iddialarıyla ilgili incelemelerdir diyebiliriz.

Şimdi gelelim, yapılmaya çalışıldığı söylenen darbe iddiasına. Gerçekten bu ülkede darbe yapmak isteyen birileri var mı, varsa bunlar kimlerdir ve bu darbecilerin bu karargâhla, güncel durumla ilişkisi nedir? Bilgilerimizi tazeleyelim. Darbeyi kim yapar, genel olarak ordular yapar. Bu kurum ordu ile ilgili mi, evet, ordunun en gözde birimi. Demek ki, bu kurumun ve adı geçenlerin bir darbe planlarının olması iddiası, teorik olarak doğrudur. Ancak biliyoruz ki teorik olarak doğru olan her şey, pratik-politik anlamda doğru olmayabilir. Hele-hele böyle durumlarda manipülasyonlar, kafa karıştırmalar, dezenformasyonlar önemli bir role sahiptir. Konuyu dağıtmamak için hemen neden bu iddianın pratik-politik anlamda sorgulanması gerektiğine bakalım. Bu ülkede darbeler, ABD ve NATO’nun ihtiyaçları ve onayıyla yapılır. O halde böyle bir darbe niyet ve teşebbüsü varsa, bu işin için de, bu güçlerinde olması gerekir. Bu güçler bu işin içindeler mi? Hayır, bu işin içinde bu güçler yoktur. Bunu nerden biliyoruz, çünkü darbe yapılamıyorum, eğer bu güçler bir darbe yapmak isteselerdi, bu darbeyi yapmalarının önünde her hangi bir engel söz konusu değildir. AKP’nin böyle bir darbeye karşı olduğunu ve engellemek istediğini düşünen bir yaklaşımın iki sakat yanı olacaktır.
1. AKP ye ilerici- demokrat bir rol verilmiş olacak ve AKP’nin kuyruğuna takılmış olunacaktır,
2. Böyle bir değerlendirme, devlet tanımında bir yanlışlığa tekabül eder ki, bu görüşün devamında, özellikle bazı çevrelerin yaymaya çalıştığı gibi, AKP’nin devleti ele geçirebileceğini var saymaya yol açacaktır. Bu tür siyasal partiler, devletin aparatları olabilirler, yoksa devleti ele geçirebilecek siyasal güçler olamazlar, özel durumlar dışında. Bu iki yanlışa düşmek istemiyorsak, darbenin ancak devletin, en azında, en etkin kurumu olan ordunun hâkim kliği tarafında ve ABD ve NATO’nun onayı ile yapılabileceğini kabul etmemiz gerekecektir. Böyle baktığımızda ise, eğer bu güçler bir darbeye ihtiyaç duyuyor olsalardı, bu darbeyi yapmalarının önünde hiçbir engel söz konusu değildir. AKP’nin güya özel savcı ve hâkimleri ya da başka bir düzenleme böyle bir darbenin yapılmasını engelleme gücü olduğunu varsaymak devleti tanımamak anlamına gelir. Özetle, yaşanların gerçek ve gerçekleşebilir bir darbe ile ilgili olduğunu düşünmek, çok mümkün görünmüyor.

Gelelim işin bir başka yönüne. Darbe yapmaya muktedir olan güçleri yukarıda belirledik. ABD, NATO ve ordunun hâkim kliği. Ve bu üç muktedir gücün aslında bir darbeye gerek görmedikleri de ortada. Şimdi bu üç muktedir odağın neden darbe istemediklerine bakalım. Öncelikle ve hemen yanlış anlamaya mahal vermemek için belirtmeliyim ki, bu güçler, darbe dâhil, halklara karşı her türlü suçu işleyerek egemenliklerini sürdürdükleri için, bundan sonrada ihtiyaç duymaları halinde, yine darbe, iç savaş, katliam dâhil, her türlü siyasal cinayeti işleyebilirler. Konumuz konjektürel durumla ilgilidir. Bu üç güç, hangi durumda darbe yapabilir? Yönetmenin zorlaştığı, kitlelerin yönetime karşı başkaldırılarının güçlendiği ve geleceklerini tehlikede gördükleri zaman darbe yaparlar. Birde kendi iç çelişkileri onları darbe yapmaya yöneltebilir. Bu gün böyle bir durum var mı? Kürt siyasal hareketini saymazsak, darbeyi gerektiren örgütlü bir kitle hareketinin olmadığı ortadadır. Güçlü bir Kürt hareketinin varlığı darbe gerektiriyor mu? Egemenler biliyorlar ki bu hareket, en çok 12. Eylül vahşetinde güçlendi ve bu gün bu hareketi hiçbir darbe ile ezmeleri mümkün değildir. Demek ki güçlü siyasal bir Kürt hareketinin varlığı da egemen odakların darbe yapmalarını gerektirmemektedir. Bu durumda bu güçlerin bir darbeye ihtiyaçları yoktur. Dolayısıyla söz konusu iddialar çürüktür.

Ayrıca ABD ve NATO’nun bu günkü verili uluslararası koşullarda, bir darbeye ihtiyaç duyuyor olması da gündemde değildir. Bunun ayrıntılarına girebiliriz, ama yazının hacmini göz önüne alarak geçiyoruz.

Peki, ordunun veya egemenlerin iç çatışmalarında bir darbe olmaz mı? Olabilir. Yaşanalar böyle bir durumun sonucu olabilir mi? Olabilir, ancak bunun böyle olup olmadığına da yakından bakarak ve uygun verileri gördüğümüz zaman karar verebiliriz. Her hangi bir darbenin, her durumda uluslararası bağlantılarının olması kaçınılmazdır. Bu durumda ABD ye bağlı Türkiye gibi bir ülkede, olası darbenin uluslar arası ilişkisi ya ABD nin içinde bir klik veya ABD dışında başka bir emperyalist güç odağı olması gerekir. O zaman diyelim ki bu alternatif güçlere bağlı olan bir cunta darbe yapmak istiyor denebilirdi. Böyle bir şey olmadığını biliyoruz. Yani egemenler arası bir çatışmanın sonucu olarak ta, bir darbe söz konusu değildir.

Bu durumda geriye bir ihtimal olarak, bazılarının iddia ettiği gibi, emperyalist ilişkilerden bağımsız, güya “ulusalcı” bir cuntanın sözde “bağımsız” bir darbe girişiminin olabileceği ihtimali kalıyor. O halde, bütün bu olanlar, bir cuntanın, egemenlerden bağımsız bir girişimi midir? Evet, kısmen böyle olabilir. Buraya fazla girmeden, kozmik oda aramalarında, ne çıkmayabileceğine bakalım.

Son sözü baştan söyleyelim, “kozmik oda” aranmasında, demokrasi adına, hiçbir şey çıkmayacaktır. Kozmik oda aranması, devletin sıra dışı bir faaliyetidir. Her sıra dışı faaliyet, tabii ki bizi ilgilendirir, bu gelişmelerden kendi cephemiz adına yararlanabileceğimiz sonuçlar çıkartmaya çalışabiliriz. Ancak bu tür bir durumda fazla beklentiler içine girmek, bizi yanıltır ve sonuçları itibarıyla zarar verir. Kozmik odanın aranması vakasının doğru anlaşılması gerekir. Kozmik odanın aranmasına yol açan gelişme, muhtemelen, şovenizm zehiriyle zehirlenmiş bir grup ordu mensubunun yapmaya çalıştığı bir darbenin sonucu olabilir. Yani yukarıda beri yazıklarıma bakarak, bütün bu olan bitenin hiçbir anlam ifade etmediğini, hepsinin bir kurgu olduğunu düşünmek doğru değildir. Kaldı ki böyle bir kurgunun kendisi bile, son derece önemli bir siyasal bir olgunun sonucu ve göstergesi olabilir ancak. Ama olan şey, anlaşılan ordu içinde bir cuntanın çeşitli faaliyet ve girişimleridir. Bunlar asıl muktedir güçler- ABD, NATO, ordunun hâkim kliği-tarafında tasvip edilmedikleri için, girişim enterne edilmeye çalışılıyor. Ve bu engellenme veya kontrol altına alma çalışmaları, devletin asıl gücü elinde bulunduranlar tarafında yapılıyor. Yapılması arzu edilen veya planlanan şoven ırkçı faşist darbe planlayıcıları, ordunun hâkim güçleri tarafında onay görmeseler de, tasfiye edilmeyecekleri gibi korunmaya da çalışılmaktadırlar. Zaten işin kafaları karıştıran yanı da bu olmaktadır, ama bilmeliyiz ki, bu devletin temel gıdası şovenizm olduğu sürece bu tür izahı kolay görünmeyen durumlarla karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır.

Sonuç itibarıyla, kozmik oda aramaları, devletin kendi iç dizaynı ile ilgili bir durum olmaktan öte bir anlam taşımamaktadır. Bu durumda, bu aramaların sonucunda dişe dokunur bir şeyler beklemek, balığın kavağa çıkmasını beklemek gibi olur. Devletin bu gün ihtiyaç duyduğu şey, darbe veya şeriat değil, kendi bekasını sağlama alacağını sandığı, sözde açılım dediği çeşitli düzenlemelerdir. Darbeye gerek görenler ise, devletin bu yönelimine karşı çıkan, şoven-ırkçı kesimlerdir. İkincilerin sosyal gücü, kitlelerin geri bilincidir. Ne uluslararası emperyalistlerin, nede sermayenin böyle bir darbeye destekleri söz konusudur. Dolayısıyla böyle bir girişim, akamete uğramak zorundadır ve şu an olan da budur. Öte yanda, eğer doğruysa bile, böyle bir girişimin önlenmesi, hiçbir biçimde demokratik bir sonuç yaratmayacak, böyle bir gelişmeye hizmet etmeyecektir. Devlet bu süreci hep yaptığı gibi,”kol kırılır yen içinde” hesabı, kendi politik çıkarları için değerlendirecektir. Olası olan o ki, bu “kozmik oda” araması, AKP nin yaşadığı düşüş trendini yavaşlatmak için kullanılacaktır, eğer devlet AKP ile yola devam etmekten vazgeçmezse. “Kozmik oda” araması bize sunulmak istendiği gibi, ordunun içinde darbecilerin tasfiyesi ve olması an meselesi olan bir darbenin önlenmesi olmadığı gibi, sonucunda demokratik gelişmelerin yaşanacağı, ordunun vesayetinin kırılacağı bir gelişmede değildir. Türkiye tarihinde ilk kez de yapılıyor olsa devletin kendi iç işleyişinin bir parçasıdır. Hatırlayalım, Susurluk’ta olanlarda ilk kez oldu ve bir sürü bilgi döküldü ortaya, ama bilindiği gibi hiçbir şey çıkmadı. Bu kozmik oda tartışmalarından, ne darbe ve ne de demokrasi adına, esaslı hiç bir şey çıkmayacaktır.



Okunma  Yazar :
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 133
Tarih  Tarih : 13 Ocak 2010, 18:15
Yazdyrylabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu Yazarın Önceki Yazıları
Selmi Yılmaz Selmi Yılmaz
KADINCA BAKIŞ
Casim Yılmaz Casim Yılmaz
SAVUNMA HAKKI
Yılmaz Yalçıner Yılmaz Yalçıner
Ardahan Öyküleri
Nezaket Selvi Nezaket Selvi
Ardahan'ı Yaşatalım ..
Saddam Doğu Yılmaz Saddam Doğu Yılmaz
Öfke gelir Göz Kararır/Öfke gider Yüz kızarır
Fakir Yılmaz Fakir Yılmaz
En Son Yorumlarım
Derya AVŞAR Derya AVŞAR
KÜRT OLMANIN BEDELİ
Konuk Yazar Konuk Yazar
TÜRKİYE LİDERLİK LİMANINA İLERLİYOR
Kerem Atbaş Kerem Atbaş
SABIRLI GÜÇLÜ VE ADİL OLMAK

Copyright © 2004-2009 hocvanhaber.net Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

İçerik Geliştirme : osdmedya.com Hüseyin Kalanç  hkalanc@gmail.com

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi