Duyuru ve Mesajlar : Bize Ulaşın ●|● H. Hasköylüler seçime gidiyor .. ●|● SATILIK DAİRELER. Tıklayın. ●|● ERENCAN PVC VE DOĞRAMADA HOÇVANLILARA ÖZEL KAMPANYA 10 AY VADE.. ●|● 
Hoçvan Haber Linux Hosting
Anasayfa | Yazar Girişi | Haber Yazı Ekle | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

.:: ANA MENU ::.

Dünya Harikalary

Ziyaretçi İstatistikleri

Kerem Atbaş

Yazy Boyutu / 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

    Kerem Atbaş

Yazar Hakkında

 

 


                                            Kerem ATBAŞ

                                                  kerematbas@gmail.com

 

 

 

 

TOPLUMSAL YAŞAMIN ORTAK PAYDALARI

 

 

 

ROUSSEAU nın  bismarck’a atfedilen şu sözleri bizlere bir şey hatırlatır diye yazmayı düşündüm “süngü ile belki her şeyi yapabilirsiniz yalnız bir şeyi yapamazsınız onun üstüne oturamazsınız” deyiminden hareketle eğer neden başarısız olduğumuzu anlayabilirsek, kaybettiğimiz noktada belki de büyük bir başarı kazanmış oluruz.

         Başarı haz verir ama öğretmez. Başarısızlık ise öğretir. Bize neleri yapmamız, neleri yapmamamız gerektiğini öğretir. Asıl başarı, yaşadıklarımızdan öğrenmeyi bilmektir. Ama öğrenmek yerine kendimizi kadere terk edersek en büyük gaflet ve kaybetme içerisinde oluruz. Nedeni ise; insan ilişkileri içinde var olabilen bir varlık olduğunda, insanların düşünebilme, düşündüğünü karşısındakine anlatabilme yeteneğini geliştirmesi aynı zamanda, toplumsal yaşamın temelini oluşturur.

         Sosyalleşmenin geliştirilmesi için, bireyin kendi çevresi ile veya içerisinde bulunduğun toplumla, ilişkilendiği oranda sosyal yönde gelişmesi mümkündür.  Dolayısıyla toplumsal yaşam ve ilişkilerde dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. İster aile ilişkisi olsun, ister iş veya okul ilişkisi olsun, uzun süre birlikte kalan kişilerin, aralarında ister istemez, sürtüşmelerin çatışmaların yaşanması doğaldır.

         Dolayısıyla bu yıkıcı tartışmaların başında dedikodu gelmektedir. Doğal olmayan bu çatışmaların, emek ve sabırla kurulan ilişkileri bozması ve yıpratmasıdır. Hoş olmayan ve sonuç vermeyen, didişme ve duygusal yönü ağırlıkta olan, yıkıcı tartışmalar olmaktadır. Bu yıkıcı ve olumsuz özellikler küçüklükten beri içerisinde büyüdüğümüz toplumun ilişki, yaşam, yaklaşım ve davranış biçimlerinden kaynağını almaktadır. Yaşanan çatışma ve didişmeler, toplumun kendi bağrında taşıdığı anlayışların yansımasından başka bir şey değildir ve dışa vuran bu özelliklerdir.

         Ne var ki çoğumuzda köklü yerleşmiş, yaşamımızı meşgul eden alışkanlıklarımız ve davranışlarımızın dışa vuran biçimi ile halen yaşayarak, şahsımızda taşıyarak, hiçbir şey olmamış gibi, hayatımızı olumsuzluklarla birlikte devam ettirmekteyiz. Dolayısıyla, insanlar birbirlerine kızgın oldukları zaman, yanlış algılamalar kolaylıkla, işin içerisine girer. Fakat deneyler göstermiştir ki, her zaman, kişinin kendi kendini denetleme diye bir görevi var.

         Kendisinde sabrı ve oto kontrolü  geliştiren ve uygulayan kişiyi; Atı hırçın olan binicinin, dizgini sağlam olmalı örneğinden hareketle şunu ifade etmek istiyorum: huyun senin atındır. Dizginlerin ise aklındır. Aklımızı doğru kullanmasını becerirsek, başaramayacağımız üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir husus yoktur.

         Başarı yorumlama, değerlendirme ve yargılama gücümüzde saklıdır. Toplumsal sonuçların altında bireysel davranışlar yatar; çünkü sosyal gerçeklik, bireyin kişisel yaşamından geçerek biçimlenir ve hayat bulur. Bir insanın ilişkilerinin niteliği ise, o insanın yaşamının kalitesini belirler.

         Tartışmalarımız ve konuşmalarımız esnasında dikkat edilmesi gereken hassasiyetlerde olmalı talep ettiğimiz, son derece basit, yalın  bir davranış değişikliğinden kişi bunu yanlış algılayabilir. Benliğini tehdit veya rencide edici bir davranış olarak ta anlayabilir. Dolayısıyla böylesi durumlar karşısında, sosyalleşmemiş kişilerde sıkça rastlanan bir özellikle karşı karşıya olduğumuzu unutmamalıyız.

         Toplumsal ilişkilerinde, kendi içerisinde zorlukları vardır. Asıl olan karşımızdakinden nasıl bir yaşam ve ilişki biçimi isteği sorunudur. Kişiden ne isteyip istemediğimizi, bu isteğimizin karşıdakinin yaşamında, ilişkilerinde nasıl bir değişiklik yapacağını, diğer bir açıdan duygularla değil, talebimizin akılla yoğrulup, mantıkla hareket eden, ne istediğimizin farkında olmak, bu isteğimizi açık ve net bir biçimde, söyleyebilecek duruma gelecek kaydı ile, karşımızda kime ne ifade ettiğimizi, ne istediğimizi kavratmak diye bir sorumluğumuzda vardır.

Yapılması gereken şudur. Kişinin ifadesi net ise , tartışması kesin ve sonuç alıcı ise, yaklaşımı yapıcı ve kazanımcı ise isteğini açık ortaya koyan bir yaklaşım biçimi, karşıdaki bireyi sıkıntıya sokmadan, güven içerisinde, eşit ve özgürce kendini ifade edebilir fırsatını vermiş olur. Böyle, iyi niyetle yapılan  karşılıklı yaklaşımlar, makul ve içten olan samimi yaklaşımlardır. ROUSSEAU nın başka bir sözü, ile sonlandırıyorum;

         “eğer kuvveti hak, itaati de görev haline getirmeyi bilmiyorsa, toplumda en kuvvetli olan da dahi sürekli olarak üstün sağlayabilmek için yeterince kuvvetli değildir.” ( ROUSSEAU contrat social. 1.3. kitabından alıntı yapılmıştır. )

        

 

Okunma  Yazar : Kerem Atbaş
Yorumlar  Yorum Sayısı : 5
Okunma  Okunma : 459
Tarih  Tarih : 26 Ocak 2010, 16:36
Yazdyrylabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 5 yorum yazylmy?tyr.

Gönderen : Oğuz ŞAMİLOĞLU        |         İP : 188.3.6.136

Yorum Başlığı :YAPILAN DEĞERLERİMİZE BİR SALDIRIDIR!!! [ 12 Şubat 2010, 20:09 ]

Genel olarak kişinin saldırganlaşması, akli dengesinin yerinde olmadığını gösterir.Dolayısıyla; hasta olan kişinin psikolojik tedavi görmesi gerekir.Bu anlaşılır bir durumdur.Bir de anlaşılmayan durumlar vardır. Kişinin akli dengesi yerinde olduğu halde; özgürlüğü, demokrasiyi ve insanlığı temsil eden, uğruna bedel ödeyen insanlarımıza, şuursuzca saldıranlar olsa olsa geçmişleri şaibeli olan başkaların geçmişlerini sürekli dillendirerek, kendi karanlık geçmişlerini kapatmaya çalışanlardır.
   Dolayısıyla; feodal koplocu zihniyetin temsilcisi olan şahsın eleştiri adı altında 20 yıllık kin ve nefretini halkımızın üzerine kusmaktadır.Çıkarı için yapamayacağı hiçbir şey yoktur.İçine girdiği davranışlardan dolayı kınıyorum.Halkdan özür dilemelidir.
Gönderen : DAĞISTAN KARAKOÇ        |         İP : 78.181.222.67

Yorum Başlığı :Negatif üslup'un tehlikeleri [ 11 Şubat 2010, 21:12 ]

Her şeyi eleştiri adı altında her yerde konuşma, insanların inancıyla, moraliyle, çalışma istemiyle, bilinciyle oynandığını görmekteyiz. Negatif üslub'un kullanıldığını görüyoruz. Bu siyasi geleneğin eleştiri ve üslup anlayışı farklıdır. Dolayısıylada, feodal anlayışla, demokratik tercih hakkı adı altında geliştirilen şey, komploculuktan da öte bir şeydir.yirmi yıllık bir saplantı zaten bahse konu olan durumu özetliyor. Tavsiyemizdir, demokratik tercih hakkı adı altında geliştirilen tercihin ideolojiyle, felsefeyle, kültürle, ahlakla, özgürlükle, demokrasiyle bağlarını sorgulamak, eğer bu değerlerle bağları varsa o zaman onu demokratik tercih hakkı olarak görmek gerekiyor. Bu değerlerden kopuk, bunları geliştirmekten uzak tutum ve duruşlar demokratik ve özgürlükçü bir tutum olamaz. Orta yola çatan vatandaşın, kendisinin hangi yolda olduğunu merak ediyorum doğrusu.
Gönderen : mehmet yardımciel        |         İP : 88.232.110.27

Yorum Başlığı :geçmişi unutulanların sonu çirkinliktir [ 11 Şubat 2010, 14:44 ]

kimsenin üzerinde ifade edilmek veya birileri görünmek istendiği şekli meşrulaştırmak gibi bir hakka sahip olmaz ve yazılanları iyi okumadan yorum yapmak geçmişini inkar etmektir. orta yoculuk anlayışlarnın hakim olduğu ortamlardan rahatsızlıkları dile getirmek koploculuk olarak algılanıyorsa halkların kanına eli bulaşanların yönetim kademelerine getirilmelerini ifade edenlerinyaptıklarına çirkinlik deniliyorsa tekrar geçmişlerine göz atmaları gerekir. yıllarca bedel ödeyenlerin bedellerine sahip çıkmalarını düşünerek yazıya yorum yapılmıştır.

Yorumlaryn tamamını okumak için tıklayın.

Bu Yazarın Önceki Yazıları
Selmi Yılmaz Selmi Yılmaz
KADINCA BAKIŞ
Casim Yılmaz Casim Yılmaz
SAVUNMA HAKKI
Yılmaz Yalçıner Yılmaz Yalçıner
Ardahan Öyküleri
Nezaket Selvi Nezaket Selvi
Ardahan'ı Yaşatalım ..
Saddam Doğu Yılmaz Saddam Doğu Yılmaz
Öfke gelir Göz Kararır/Öfke gider Yüz kızarır
Fakir Yılmaz Fakir Yılmaz
En Son Yorumlarım
Derya AVŞAR Derya AVŞAR
KÜRT OLMANIN BEDELİ
Konuk Yazar Konuk Yazar
TÜRKİYE LİDERLİK LİMANINA İLERLİYOR
Kerem Atbaş Kerem Atbaş
SABIRLI GÜÇLÜ VE ADİL OLMAK

Copyright © 2004-2009 hocvanhaber.net Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

İçerik Geliştirme : osdmedya.com Hüseyin Kalanç  hkalanc@gmail.com

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi